Ben Yiğit Konur. 21 yaşındayım. “Ben Kimim?” ile başlayan suallerin cevapları hep hayatın başladığı tarihe dair olurmuş,benim hayat hikayemde 1996 yılında “Acer” marka ilk bilgisayarımı almam ile başladı diyebilirim. Babamın mesleği gereği çok fazla atama yaşamam sebebiyle,çok fazla sokak hayatım olduğunu söyleyemem. Bu durumda her zaman için en yakın dostum bilgisayarım olmuştu. Elbette asosyal karaktere sahip bir insan değilim ancak ellerim klavyenin üstündeyken gerçek huzuru hissedebiliyorum. Bunu henüz ilk yıllarda anlamışım olsa gerek ki,3. sınıftan beri hep geleceğimi içerisinde bilgisayar olan hayaller üzerine dayandırırdım.
İlk yıllarda Acer’ın kendi yazdığı Explorer ile yaşadığım Windows 95 deneyimi yılların etkisiyle Windows 98 – Windows XP – Windows Vista ve son olarak Windows 7 olmak üzere çok farklı şekilde çeşitlendi. Küçükken; oyunlara harcadığım zamanın yarısını adam akıllı işlere harcasaydım şimdiye kadar çok daha iyi bir yerde olurdum biliyorum ama herşeyin yeri ve zamanı vardı ve o dönem için öyle olması gerekiyordu. Aslında çok fazla uzatmadan 11 yaşında ilk websitemi, sitemynet.com ve cjb.net işbirliği ile(!) yayına sokmuştum. Kişisel bir site olduğundan ötürü,sadece egomu tatmin etmek için girdiğim “Web Dünyası” bir de baktım ki herşeyim oluvermiş… Yıllar boyunca parça parça da olsa (bunu 56 kbps dial-up bağlantıma borçluyum) web’e olan ilgimi sürdürdüm ve nihayetinde 2002 yılında “Telekom’un ADSL” iştirakî ile internet dünyasına temelli olarak dahil oldum.
Farkettiyseniz oto-biyografi niteliği taşıyan bu yazı dahilinde hayatımdan bahsetmiyorum. Çünkü yaşadıklarımın hiçbirisi Web’de yaptıklarım kadar iz bırakmamıştı hayatımda. Biraz da bu sebepten ötürü bağlıyım Web’e. Her neyse fazla uzatmayalım derken henüz 2004 yılında,forumtr.com ‘un kral olduğu dönemlerde,henüz piyasada ipini koparan VBulletin forum kurup ortam yapmaya çalışmıyorken,vbulletin-turkiye.com gibi portallar varken,r10.net henüz toy kitlelerle kirlenmemişken ilk profesyonel sitemi açmıştım: genckafe.com. Elbette yaşımızın da getirdiği heyecan ile “forum” olarak başladığımız bu yayın (başladığımız diyorum çünkü 3 ortaktık) geniş çevrenin de verdiği etkiyle büyüyüverdi. Site 3 ortaktı dedik,ancak en çok emeği veren kişi ben olduğumdan ötürü,bir yerden sonra ipimi koparıp siteyi üstüme almıştım falan filan derken kısa sürede 20.000 üyeye ulaştım. Aynı dönem içerisinde,her webmaster gibi arama motorlarına olan ilgim yoğunlaşmıştı. Sanırım benim tek avantajım 2004 yılında bu işe başlamış olmamdı.
Web hayatımın ikinci evresini “SEO” olarak adlandırıyorum. İlk etapta,yine yaşımızın verdiği heyecanla “spamming” sektörüne giriş yapsam da,kısa vadede kazandığım sıcak paraların bir anlamı olmayacağını ve gerçekten “HAK ETTİĞİM” paraları kazanmam gerektiğini düşündüm. Sonrasında 6 ay boyunca yüzlerce dolar harcayarak başta “Aaron Wall” gibi üstadlar olmak üzere,özel bloglara paralı üyelikler aldım ve yeni e-booklar edindim. İngilizce seviyemin o dönemler orta düzeyde olması sebebiyle çoğu kaynağı net olarak özümseyemesem de okulda harcadığım zamanlarda daha net çıkarımlar yapmak için hepsini bastırıp,derslerde sıra altından sözlük yardımıyla gizlice okudum. 2005 yılına doğru,henüz Türkiye’de PageRank kelimesinin anlamını bilen kişi sayısı sınırlı iken, etikseo.blogspot.com altında bir blog tutarak edindiğim SEO bilgilerini paylaşmaya başladım. Her ne kadar bu dönemde yeterince geniş bir okuyucu kitlem olmasa da yazdıklarımı sadece bir deneme olarak görüp,kendimi geliştirmeye çalıştım. Bu süreç dahilinde R10.net ‘e üye olmam ile pek çok bilgi kazandım. Aynı zamanda ilk “SEO Makaleleri” ‘ni yazarak pek çok insana yeni bilgiler kazandırdım.
Aslında blog yazarlarının çoğu,kâr amacı gütmeden bu işi yapıyorlar. Ben aslında şu hikayeden çok etkilenmişimdir ;
Küçük kız, hüzünlü bir yabancıya gülümsedi. Bu gülümseme adamın kendisini daha iyi hissetmesine sebep oldu. Bu hava çinde yakın geçmişte kendisine yardım eden bir dosta teşekkür etmediğini hatırladı. Hemen bir not yazdı, yolladı. Arkadaşı bu teşekkürden o kadar keyiflendi ki, her öğlen yemek yediği lokantada garson kıza yüklü bir bahşiş bıraktı. Garson kız ilk defa böyle bir bahşiş alıyordu. Aksam eve giderken, kazandığı paranın bir parçasını her zaman köşe basında oturan fakir adamın şapkasına bıraktı.Adam öyle ama öyle minnettar oldu ki. İki gündür boğazındanaşağı lokma geçmemişti. Karnını ilk defa tıka basa doyurduktan sonra, bir apartman bodrumundaki tek odasının yolunu ıslık çalarak tuttu. Öyle neşeliydi ki, bir saçak altında titresen köpek yavrusunu görünce, kucağına alıverdi. Küçük köpek gecenin soğuğundan kurtulduğu için mutluydu. Sıcak odada sabaha kadar koşuşturdu. Gece yarısından sonra apartmanı dumanlar sardı. Bir yangın başlıyordu. Dumanı koklayan köpek öyle bir havlamaya başladı ki, önce fakir adam uyandı, sonra bütün apartman halkı. Anneler, babalar dumandan boğulmak üzere olan yavrularını kucaklayıp, ölümden kurtardılar.
Bütün bunların hepsi, beş kuruşluk bile maliyeti olmayan bir TEBESSÜMSÜN sonucuydu.
Hayatta önemsiz gördüğümüz pek çok şey aslında çok değerli sonuçlara sebebiyet verebiliyor. Örneğin; blogumda yazdığım bir yazıdan faydalanarak sitesini optimize etmiş bir kişi,her ay 100 dolar fazladan kazanıyorsa ve bununla ailesine destek oluyorsa veya kız arkadaşına bir hediye aldıysa,o insana yaşattığı mutluluk bana da yaşattığı mutlulukla eşdeğer oluyor. Gece yatağa yattığım zaman bu küçük şeyleri gözümün önüne getirip mutlu olabilen bir insanım ben :)
Neyse konuyu fazla dağıtmadan devam edelim. R10.net ‘te bir dönem yöneticilik yaptıktan sonra, “SEO Makalelerimi” daha profesyonel bir yapı halinde insanlara sunmak için 2007 yılında seoteknikleri.com ’u açtım. Bu dönem dahilinde,alanındaki ilk blog oluşu sebebiyle büyük sükse yaptım. Sağolsun,yazılarımı alıntı formatıyla sitelerine dahil eden insanların da kaynak göstermeleri sayesinde kısa sürede büyük başarı elde ettim. En son uyguladığımız tasarımsal değişiklikler sonrasında ekibimi genişleterek, yakuter.com ‘un yazarı Erhan Yakut’u aramıza dahil ettim. Kendisi de büyük bir özveri ve heyecan ile blogumuza yazılar yazmaya başladı. Blogumuzun pek çok teknik sorununun çözümünde de yardımcı oldu. Bununla beraber “İbrahim Çakıcı” ‘yı da kısa sürede seoteknikleri.com ekibine dahil ettik. An itibariyle; Türkiye’de bu alanda hizmet veren en büyük blogun kurucusu olmaktan ötürügurur duyuyorum. Ayrıca blogumuz 275 milyon sonuç veren “SEO” kelimesi ile yapılan aramalarda 1.sırada listelenerek, bu alanda hizmet veren on binlerce dolar bütçeli tüm kurumsal firmaların üzerinde bulunuyor.
Bunun dışında hayatımı sürdürebilmek için para kazanmam gerekiyor tabii ki. SEO Teknikleri üzerinden gelen pek çok “SEO Danışmanlığı” teklifini değerlendirip maddi çıkara dönüştürüyorum. Tamamı başarı ile sonuçlanan “Kurumsal ve Bireysel SEO Hizmetleri” sayesinde okuduğum özel üniversitenin ücretini ve kendimi şehir dışında yaşayıp idâme ettirmeye yeterli bir para kazanıyorum. Halihazırda, çokta gözüm olmayan, kanaatkâr bir insanım.
Şu an içi çalıştığım pek çok proje var aslında. İlk etapta kurumsal danışmanlık hizmeti verdiğim Saran Holding‘in internet iştirakı olan, televizyonlarda ve maç özetlerinde sık sık görebileceğiniz tuttur.com var. Buna ek olarak kısa vadede tamindir.com ve alisveris.com gibi sitelere de danışmanlık sağladım. Yine kısa süreli tecrübelerim arasında Türkiye’nin en büyük online parakende mobilya mağazalarından evgor.com.tr ve online oyun piyasasının en kaliteli sitelerinden fixoyun.com var. Buna ek olarak kendi projelerimi geliştiriyorum. Yurt dışında bir sektör haline gelmiş olan backlink servisi işini modelleştirip bir girişim haline getirererk backlinkpaketleri.com‘u aktif hale getirdim. Şu an için projeyi çok daha gelişmiş bir hale getirmek için çabalarımız sürüyor. Ayrıca 2010 Kasım ayı itibariyle, kendi şahıs şirketim olan SEOZEO‘yu aktif hale getirdim. Kısa süre içerisinde alternatif bir SEO blog’u olan seozeo.com ve kurumsal SEO danışmanlığı konusunda geniş bir seçenek sunan seozeo.com.tr‘yi aktif hale getireceğim. Bu süreç dahilinde internet basını ve yazılı basın içerisinde bazı söyleyişilerde bulundum ve buralardan gerçekten çok güzel geri dönüşler aldım. Umarım uzun vadede bu sektörde çok daha güzel başarılara imza atacağım.
Geleceğe yönelik planlarımda elbette “SEO” yok. Bunun kısa vadeli dönüşler sağlayan bir sektör olduğuna inanıyorum. Yaklaşık 5 senedir bu işin içerisinde olan birisi olarak, öngörülerime göre “SEO Danışmanlığı” mesleğinin ömrü maksimum 10 sene olmakla beraber uzun vadede daha düzenli para akışı sağlayacak bir mesleği kazandıracağını umduğumBilkent Üniversitesi‘nde bilgisayar üzerine eğitim alıyorum. 2014 yılında da sanırım üniversiteden mezun olmuş, sade bir programcı olarak iş hayatına atılmış olacağım. Tabii SEOZEO’nun geleceği ve projelerin mevcut durumları da bunu etkileyecektir.
Şimdilik kendime dair söyleyebileceklerim bu kadar. Cümlelerin fillerinde kullandığım iyelik ekleri genelde, “yaptım” “ettim” şeklinde olabiliyor, hakkımda Ali Ağaoğlu reklamlarındaki “yaptım,olacak” tarzı insan modeli hükmünü edinmenizi istemem, cümleleri uzatmamak tabîr-i caizse kısa ve öz yazmak adına çok fazla kibarlık yapamadım :)
Umarım “Yiğit Konur” ‘un geçmişini ve geleceğe yönelik planlarını net bir şekilde özetleyen bir yazı olmuştur.


